| |
Özlem KULAK
Kaynak : www.drama.egitimi.com
www.milliegitim.net
Drama Nedir?
Öğrenme, eğitim etkinlikleri içindeki en önemli kavramdır. Bütün
eğitimciler en etkili ve kalıcı öğrenme sürecinin ‘yaparak-yaşayarak
öğrenme’ olduğu konusunda tartışmasız birleşmektedirler. Drama,
‘yaparak-yaşayarak öğrenme’ bakımından en etkili yöntemlerden biridir.
Genel olarak konuyla ilgili olan eğitimci/sanatçı/uygulayıcıların
birleştiği ve en basit anlatımla drama; bir düşünceyi beden diliyle,
hareket ederek, devinimle anlatımdır. İçsel bir durumun, bir tasarımın,
bir düşüncenin eyleme dönüşmesidir.(1) Dramayla birey düşünür, plan
yapar, organize eder ve düşüncesini eyleme dönüştürerek uygular. Bu
süreçte de yaşantılar yoluyla yeni davranış ve duyguları öğrenir,
deneyim sahibi olur. Böylece birey duygularını kontrol edebilme,
değiştirebilme, düşüncelerini ifade edebilme, konuşarak iletişim
kurabilme gibi yeteneklerini geliştirir.
Drama ve Eğitim
Eğitimde, ülkemizde en çok başvurulan yöntem öğretmenin anlatıp
öğrenenlerin dinlediği bilinen klasik yöntemdir. Bu yöntem birçok konuda
işe yaradığı gibi, birçok konuda ise yetersiz kalmaktadır. Özellikle
dramanın konu edindiği iletişim, sosyal ilişkiler, duygu ve düşüncelerin
ifadede edilmesi, empati kurabilme, düş gücünü geliştirme gibi konularda
öğrenenlerde istendik yönde davranış değişikliği meydana getirmek hemen
hemen mümkün değildir. Sosyal yaşam ve sosyal çevreyle ilgili bilgilerin
çoğu da yaşantılar yoluyla edinilir. Günümüzde teknolojik gelişmeler
nedeniyle bireyin sosyalleşme sürecinde aile, komşular, akrabalar vb.
yakınların etkisi azalmıştır. Bu nedenle akrabalık ve komşuluk
ilişkileri sırasında yaşantılar yoluyla edinilen bilgilerin bireye
kazandırılması, yaşantılar yoluyla bireyde olumlu değişmeler sağlama
yöntemi olan drama tekniğinin eğitimde uygulanması zorunluluk haline
gelmiştir.
J.Jack Rousseau ile başlayıp, John Dewey, Johann Heinrich Pestalozzi ve
Friedrich Froebel ile devam eden, Maria Montessori ile önce Avrupa’dan,
Amerika’ya yayılan, daha sonra da dünyadaki başka ülkelerde etkisini
sürdüren, çocuğun içsel potansiyelinin önemini ve bu potansiyelini özgür
ve sevgi dolu çevresel koşullarda aktif yaşantıları sayesinde
gelişebileceğini vurgulayan görüş, eğitimde drama tekniğinin temelindeki
anlayışlardan biri olarak kabul edilebilir.(2)
Bu görüşü vurgulayan Hohmann ve Weikart gibi çağdaş eğitimciler de
çocuğun doğrudan doğruya kendi yaşadığı yaşantılar ile ilgili olarak
çalışmasının ve düşünmesinin anlamlı olduğunu, başkalarının yaşadığı
yada anlattıklarının değil, kendi yaşantılarının anlamlı bilgi
sağlayabileceğini belirtmişlerdir. Anlamlı olan bilgi ise, davranışa
yansır ve daha kalıcıdır.(3)
Çocuklarla drama kuramcılarından Peter Slade ise drama uygulamalarının
bir başka yönü olan, kendi hareketleri yolu ile yaşantı geçirmenin yanı
sıra, konuşarak iletişimde bulunmanın önemini vurgulamıştır. Kendi
hareketleri yoluyla algıladıkları konusunda konuşarak iletişimde bulunan
çocuk, öğrenme ortamında bir “seyirci” değil, “aktif bir katılımcıdır”
ve öğrenme bakımından avantajlı bir konumdadır.(4)
Drama bir bakıma oyundur. Çocuk ve oyunun birbirine ne kadar çok yakışan
iki olgu olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Çocuk, çevresiyle iletişim
kurmaya başladığı andan itibaren oyun oynar ve bu oyunlar içinde hoşça
vakit geçirip eğlenirken bir taraftan da hayatı tanır. Ancak drama da
amaç çocuğu oyalamak, ona hoşça vakit geçirtmek, eğlendirmek değildir.
Amaç söz konusu oyun sürecinde çocuğun kendini geliştirmesi bakımından
yaşantılar yoluyla yeni öğrenimler kazanmasıdır. Bu bakımdan drama,
özellikle örgün eğitim vermeyen SHÇEK bünyesindeki çocuk yuvaları ve
yetiştirme yurtları gibi kuruluşlarda uygulanabilirliği olan, çağdaş bir
eğitim tekniğidir.
DRAMANIN YARARLARI
- Drama yönteminde bütün duyu organları etkin bir şekilde kullanıldığı
için çocuğun dikkat, algılama, dinleme, konuşma, bedenini de kullanarak
anlatma ve yorumlama gibi iletişim becerileri gelişir. Böylece çocuk
kendini ve sorunlarını ifade edebilmeyi ve yorumlamayı öğrenir. Drama,
çocuğun utangaçlık, çekingenlik vb. olumsuz duygulardan arınmasını
sağlar.
- Drama oyun oynayarak yapıldığından soyut ve teorik olay ve kavramların
anlaşılıp somutlaştırılmasına yardımcı olur. Böylece olaylar karmaşık
bile olsa çocuk kolayca anlar ve yorumlar, çatışmalarla olumlu biçimde
baş etmesini öğrenir.
- Çocuğun düş gücünü geliştirir ve zenginleştirir. Bilim ve
teknolojideki buluşların, onları bulan kişilerin öncelikle düş
güçlerinin bir ürünü olduğunu düşünürsek dramanın çocukların düş gücünü
geliştirmesinin ne kadar önemli olduğu kolayca anlaşılacaktır. Ayrıca
sanatın ve sanat eserlerinin oluşturulmasında da düş gücü olmazsa olmaz
bir koşuldur. Drama, çocukların sanatçı ruh taşıyan bireyler olarak
yetişmesinde de önemli rol oynar.
- Çocuklarda estetik duygusunun ve bilincinin gelişmesine katkıda
bulunur. Böylece çocuk iyi, güzel, doğru gibi kavramları daha sağlıklı
algılar ve yorumlar.
- Çocuğun eleştirel düşünme yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunur.
Çocuk, olaylara ve hayata eleştirel bir gözle bakmayı, yorumlamayı
öğrenir. Böylece çocukta olay, olgu ve kavramları bir mantık süzgecinden
geçirme yeteneği oluşur ve kendisine sunulan her şeyi olduğu gibi
kabullenmeden araştırıcı olmaya yönelir.
- Drama çok önemli bir öğrenme yoludur. Drama arcılığıyla çocuk, olaylar
ve durumları, bunların arasındaki bağlantıları kolayca öğrenebilir.
Böylece çocuğun problem çözme yeteneği gelişir ve kendi ayakları
üzerinde durabilme becerisi kazanır.
- Drama grupla yapılan bir etkinlik olduğundan çocuğun işbirliği yapma,
sosyal ilişkiler, iletişim kurma gibi sosyal yönlerinin gelişmesine
katkıda bulunur, çoğun sosyal gelişimini hızlandırır.
- Yapılan etkinlikler sırasında duygular da yansıtıldığından çocuğun
duygusal gelişimini olumlu yönde etkiler ve gelişmesine katkıda bulunur.
Çocuğun günlük sıkıntılardan kurtulup deşarj olmasını sağlar.
- Çocuk drama etkinlikleri içinde kendini ve çevresini, çevresindeki
insanları daha iyi tanır. Böylece çocuğun empati kurma becerisi gelişir
ve çevresindeki diğer bireyleri ve olayları anlaması kolaylaşır.
- Yapılan etkinlerde ele alınan konuların içeriği bakımından çocukta
ahlaki, milli ve manevi değerlerin gelişmesi sağlanabilir.
- Dramanın öncelikli amacı çocukları eğlendirmek olmasa da, drama
etkinliği sırasında çocuk eğlenir ve mutlu olur. Drama çocukları
neşelendirir, umut ve iyimserlik duyguları yaratır.
- Drama çocukta iyi bir edebiyat deneyimi oluşturur. Ayrıca çocukta
sanat eğilimlerini başlatır ve sanatı özellikle de tiyatroyu sevmesine
katkıda bulunur.
- Drama yukarıda sayılan yararların hiçbirini sağlamasa en azından
çocukları eğlendirir, hoşça vakit geçirmelerini sağlar
DRAMA TÜRLERİ
Psikodrama
Psikodrama Jakop Levy Monero’nun ilk kez Viyana’da anneleri ya da
bakıcılarıyla parklara gelen çocukları izlerken onların bu alanda bir
öğretmene ihtiyaç duyduğunu belirlemesi ve çevresine toplanan çocuklara
şaşırtıcı ve düş gücünü yakalayan masallar anlatmasıyla kavram olarak
ortaya çıkmıştır.
Monero çocukların birbirlerine olan düşmanca kıskançça duygularından bu
öyküler ve hayallerini doğal olarak oynayarak kurtulduklarını görür ve
dramanın bir terapi olduğuna karar vererek (Teather Of Spentanity)
‘Doğallığın Tiyatrosu’ adını verdiği tiyatrosunu kurar ve bu tiyatro
Psikodrama Tiyatrosuna öncülük eder.
Psikodrama kişilik, kişiler arası ilişki, çatışma ve duygu sorunlarının
özel dramatik yöntemlerle keşfedildiği bir grup yöntemidir. İnsanların
çoğu yaşamları boyunca bir şey söylüyor, başka bir şey düşünüyor, üçüncü
bir şeyi hissediyor ve sonuçta bu üçüyle de ilişkisi olmayan bir şey
yapıyor. Bunun sonucu insan ruhu hırpalanıyor, stres ve parçalanmaya
geliyor. Psikodramanın amacı insanların söz düşünce ve davranışlarında
tutarlı olmalarına yardımcı olmaktır. Bir başka amacı da kendimize ve
başkalarına karşı açık ve tutarlı olmayı kolaylaştırmaktır.
Psikodramanın en önemli amaçlarından biri de bireylerde katarsis elde
etme ve içgörü kazanmaları yoluyla psikolojik gelişimlerinin sağlanması
ve böylece tedavi edilmeleridir. Psikodramanın, bir terapi tekniği
olarak uzman kişilerce, özellikle bu konuda eğitim almış psikologlar
tarafından uygulanması gerekir.(5)
Eğitici Drama
Pedagojik drama olarak da adlandırılır. Çocuğun hemen her konuda
eğitiminde kullanılan bir tekniktir. Bu nedenle diğer iki drama türünü
de belirli oranlarda içine alır. Çünkü eğitici drama, çocuğun psikolojik
yapı ve psikolojik yaşantılar konusunda bilinçlenmesini de, özel bir
yetenek olarak yaratıcılığı kazanmasını da amaçlar. Eğitici drama ile
yaratıcı drama arasındaki en önemli fark, eğitici dramanın amacının oyun
yaratmak olmaması ve çocukların konuya eğitim amaçlı olarak
katılmalarıdır.(6)
Yaratıcı Drama
Çocukların yaratıcılık özelliğini geliştirmek ve oyun yoluyla düş
güçlerini harekete geçirmek için çocuklarla yapılan drama etkinliklerine
yaratıcı drama denir.
Çocuklar da yetişkinlerin yaşadığı dünyada yaşamaktadırlar ve onların da
yetişkinler gibi duyguları, düşünceleri ve tarzları vardır. Bunların
oluşumunda hiç kuşkusuz çevresindeki yetişkinleri örnek alırlar. Oysa
çocukların yetişkinleri örnek almasından çok yaşam konusunda deneyime
ihtiyaçları vardır. İşte bu noktada çocukların en çok yaptıkları şey,
oyun, çok önemli bir yere sahiptir. Çocuklar yaşama dair birçok şeyi
oyun oynarken öğrenirler ve bu öğrenmeler yaparak-yaşayarak olduğu için
de son derece etkili ve kalıcı olmaktadır.
Araştırmacı Arthur T. Jershild, çocukların oyun sırasında oyunlar
aracılığıyla kendi güçlerini sınadıklarını, atılıma giriştiklerini,
kendi çizdikleri sınırlar içinde rekabet ettiklerini, oyunda kaybetseler
bile bunu kabullendiklerini, bu nedenle oyunların toplumsallaşma
sürecinde önemli etmen olduğunu vurgulamaktadır.
Yaratıcı drama, oyunlar kurarak çocuğa yaşantılar yoluyla yeni durumlara
ve olaylara sağlıklı tepki vermesi ya da uyum sağlaması konusunda yardım
etme sürecidir. Bu bakımdan yaratıcı drama çocuğun oyunlar yoluyla
edindiği yaşama dair deneyimlerin doğru ve yerinde deneyimler olması
için kontrol altında, önceden tasarlanmış ve bu konuda deneyimli kişiler
tarafından yönlendirilerek yapılan bir etkinlik olmalıdır.
Çocuklar, gençler ya da yetişkinlerle yapılan dramanın klasik
sınıflandırılmasında ısınma ve rahatlama, rol oynama ve pandomim, oluşum
ve değerlendirme aşamaları yer alır.
a) Isınma ve Rahatlama : Bedensel ısınma hareketleri vücudun en üst
eklem yeri olan boyundan başlar, sırayla omuz, bel, bacak ve ayak
eklemleriyle son bulur. Bu eklem yerlerinin sağa-sola veya öne arkaya
eşit sayıda hareketle ısınması sağlanır. Bu hareketler esnasında aynı
bölgelerdeki kaslar da çalıştırılır ve ısınması sağlanır. Rahatlama
hareketleri de yine aynı sırayla baş bölgesindeki gerginlik
noktalarından başlar ve ayak ucunda son bulur. Bu gerginlik noktaları
sırasıyla; yanak kasları ve dudaklar, sırt kasları, kol altı kasları,
kalçalar, uyluk, bacak arka kasları, ayak tarak kemiğidir. Bu
noktalardaki kaslar çalıştırılıp gerilir ve bırakılır. Bu noktalardaki
gerginliğin yavaş yavaş el ve ayak parmaklarından çıktığı hissedilir.
b) Rol Oynama : Katılımcılar kendi aralarında yaptıkları işbölümüyle
doğaçlamayı gerçekleştirirler ve oynarlar.
c) Pandomim : Anlatımın mimik, jest ve hareketlerle yapıldığı diyalog ve
monoloğun olmadığı anlatım biçimidir. Birey rolünü pandomimle yapar.
d) Oluşum ve Değerlendirme : Grup etkinliği gerçekleştirdikten sonra
kendi kendine değerlendirme yapar. Grup lideri bu aşamada katılımcıları
soru sorarak yönlendirir ve onların oyun ve yaşantı esnasında neler
hissettiklerini ifade etmelerini sağlar.
Bu aşamalar sırasında çocuk ve gençler yaşantı zenginliği kazanarak
deneyim yoluyla değişik duyguları yaşar, hisseder. Böylece çocuk ve
gençler oyun oynarken yeni yaşantılar yaşar, sonucunda grup olarak
değerlendirme yapar ve yaşama dair deneyim kazanır.
Dramanın ana unsurları; drama lideri, drama grubu, materyaller ve uygun
ortam olarak sıralanabilir.
a) Drama Lideri : Grubun yapacağı drama etkinliğini önceden planlayan,
grup bireylerinin fiziksel ve psikolojik olarak etkinliğe ısınmasını
sağlar, grubu yönetir ve yönlendirir.
b) Drama Grubu : Etkinliğe katılmaya istekli bireylerden oluşur.
c) Materyaller : Etkinlik yapılırken kullanılan oyuncak, top, yastık vb.
d) Uygun ortam : Drama etkinliğinin yapılabilmesi için vücut
hareketlerinin rahat ve sağlıklı bir şekilde yapılmasına elverişli, dış
dünyanın gürültüsünden yalıtılmış, kapalı ortamlar daha uygun
ortamlardır. Drama etkinliği planlanırken etkinliğin yapılacağı ortam
dikkate alınmalıdır.
DRAMA İLE TİYATRO
ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİ
Drama, planlanmış bir etkinlik olmasına rağmen sonuç ve değerlendirme
aşaması etkinliğe katılan bireylerin kişisel özelliklerine bağlı olarak
her uygulamada farklı sonuçlar verebilir. Çünkü etkinlik süreci
katılımcılar için bir etkileşim sürecidir. Tiyatroda oyun yazılı bir
metindir ve ona uyulur. Dolayısıyla verilen mesajlar genelde her
uygulamada aynıdır ya da benzer mesajlardır. Tiyatroda sunum yani
sergileme-gösteri önemlidir. Oysa dramada sunum hiç yapılmasa da
katılımcılar doyum sağlarlar.
Her iki etkinlikte de katılımcı bireyler hem farklı hem de benzer
kazanımlar elde ederler. Dramayla tiyatro arasında bir işbirliği
yapılabildiğinde ise katılımcılar kazanımlarını kendilerini izleyen bir
izleyici grubuna aktarabilirler.
Drama ile tiyatro işbirliği SHÇEK kuruluşlarında denenmiş bir
uygulamadır. Bu uygulamalardan bazı örnekler aşağıda verilmiştir.
1- Reklam Uygulamaları: Grup ısınma ve rahatlama çalışmaları yaptıktan
sonra televizyonda dikkat çeken reklamlardan biri ya da birkaçını
tartışarak gündeme alır. Seçilen reklamda izleyenlere hangi mesajların
verilmeye çalışıldığı tartışılır. ‘Biz olsaydık bu reklamı nasıl
oynardık?’ sorusuna cevap aranır ve seçenekler sırayla canlandırılarak
oynanır. Daha sonra bu reklam oyunlarından oluşan bir reklam demeti
oluşturularak gösteri planlanır ve izleyiciye sunulur.
2- Klip ve Playback Çalışmaları : Grup ısınma ve rahatlama
çalışmalarından sonra televizyonda gösterilen kliplerden bazıları
seçilir. Klipte oynayanların davranışları biraz da karikatürize edilerek
playback yöntemiyle oynanır ve planlanan gösteri içinde izleyiciye
sunulur.
3- Masal Uygulamaları : Grup ısınma ve rahatlama çalışmasından sonra bir
masal seçilir. Masal bir kez anlatılır veya okunur. Grup içinde masalı
farklı şekillerde bilenler varsa yalnızca farklı olan bölümleri
anlattırılır. Masalda verilmek istenen mesajların neler olduğu
tartışılır. Masalda ana unsurlar belirlenir. Gruptan bu unsurların
dışına çıkmadan masalda birtakım değişiklikler yapmaları istenir. Bu
aşamada grup birey sayısının yeterliliğine göre iki yada üç alt gruba
bölünür. Alt gruplar kendi aralarında masalı ana unsurlara sadık kalmak
koşuluyla değiştirirler ve rol paylaşımı yaparak oynarlar. Bütün alt
gruplar oyununu sergiledikten sonra değerlendirme yapılır ve bireylerin
duygu ve düşüncelerini ifade etmesi sağlanır. Daha sonra planlanan bir
gösteride alt grupların oyunlarından başarılı olan masal izleyici
karşısında oynanır.
Masal uygulamalarında Karaman Çocuk Sitesi Gösteri-Animasyon Topluluğu
tarafından gerçekleştirilen bazı masallar şunlardır:
Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler:
Masalda yapılan değişiklikler: Pamuk Prensesin annesi öz annesidir iyi
kalplidir ve olağanüstü güçleri vardır. Ormanda yaşayan ‘Yedi Cüceler’
yerine yedi şişman adam vardır ve şişman oldukları için toplum
tarafından dışlanmışlardır. Pamuk Prenses ormanda çiçek toplarken
kendisi de şişman olan Prensi görür ve aşık olur.Bir gün yine çiçek
toplarken bir kelebek görür, onu yakalamaya çalışırken ormanda kaybolur
ve yedi şişmanın kulübesine sığınır. İyi kalpli şişmanlar ertesi gün onu
saraya geri götürürler. Pamuk Prenses annesine şişmanların şişman
olmaktan ne kadar rahatsız olduklarını anlatır. Annesi de bir zayıflama
iksiri hazırlar. İksiri içen Yedi Şişman ve Prens zayıflarlar. Pamuk
Prenses ve Prens evlenir herkes mutlu olur.
Deli Dumrul :
Masalda yapılan değişiklikler: Deli Dumrul bir mühendistir. Ülkenin
kralı coşkun akan bir ırmağın üzerine köprü yapmasını ister. Dumrul
köprüyü yapar ancak kötü kalpli kral ona ücretini ödemez bunun üzerine
Dumrul eşkıya olur. Köprüden geçen geçmeyen herkes gönüllü olarak
Dumrul’a yiyecek içecek ve para verir. Başları derde girdiğinde
Dumrul’dan yardım isterler. Birgün genç bir adam ölür ve masalda bilinen
olaylar başlar.*
Bu masalların dışında Çirkin Ördek Yavrusu, Kül Kedisi, Tepegöz, Ferhat
ile Şirin, Ali Baba ve Kırk Haramiler, Keloğlan Masallarından bir çoğu,
Nasrettin Hoca Fıkralarının bir çoğu drama ve tiyatro işbirliği ile
canlandırılmıştır.
Bu drama-tiyatro uygulamaları sonucunda Karaman Çocuk Sitesi
Gösteri-Animasyon Topluluğu etkinliklerine katılan çocuk ve gençlerde
olumlu yönde davranış değişiklikleri gözlenmiştir. Bu çocuklardan
saldırgan ve geçimsiz davranış özellikleri sergileyen bazı çocukların bu
davranışlarını süreç sonunda terk ettikleri, özgüven sorunu yaşayan bazı
çocukların özgüven kazandıkları, etkinliklere katılan bütün çocuk ve
gençlerin Türkçe’yi doğru konuşma, kullanma ve yorumlama yeteneklerinin
geliştiği, tamamının okul başarılarının arttığı, arkadaşlık
ilişkilerinin geliştiği, şiddet kullanmaktan uzaklaştıkları
gözlenmiştir.
SONUÇ
Drama ve tiyatro SHÇEK bünyesinde korunma altında bulunan çocuk ve
gençlerin bireysel olarak kendilerini geliştirmelerinde yararlanılacak
önemli ve çok etkili bir eğitim tekniğidir. Bu teknikle
çocuk ve gençler oyun oynayarak, sıkılmadan, zorlanmadan ve isteyerek
kazanımlar elde ederler ve olumlu yönde değişirler. Bu nedenle
uygulaması uzun zaman alsa da kolaydır. Ancak sabırlı olunmalı ve
*Bu masal orijinal şekliyle Karaman Çocuk Sitesi Gösteri-Animasyon
Topluluğu tarafından oyunlaştırılarak gösterime sunulmuştur. Oyun
Karaman İlinde 1500 İlköğretim öğrencisi tarafından beğeniyle
izlenmiştir.
sonuç alıncaya kadar devam edilmelidir. Kuruluşlarımızdaki herhangi bir
salonda rahatlıkla uygulanabilir. Kullanılan materyaller kolay
bulunabilen, günlük yaşamın parçası olan nesnelerdir ve bu nedenle
maliyeti düşük bir eğitim tekniğidir.
Drama ve tiyatro kuruluşlarımızda korunma altında bulunan çocuk ve
gençlerimi için hem eğlendirici hem de eğitici bir meşguliyet
tedavisidir. Çocuk ve gençlerimizin psikolojik sağaltımlarında önemli
bir rol oynar. Ancak bu amaçla yapılan drama ve tiyatronun planlanması
ve uygulanmasında drama uygulamasını yapan Meslek Elemanı gerekli
eğitimi almış Sosyal Çalışmacı, Psikolog ya da bunlardan biriyle
işbirliği içinde olan herhangi bir drama uygulayıcısı olmalıdır.
Drama teknik olarak günümüzün en gelişmiş ve etkili eğitim sanatıdır. Bu
eğitim sanatının en etkili kullanılacağı alanlardan birinin SHÇEK
kuruluşları olduğu kesindir. Bu hem eğlenceli hem de etkili eğitim
sanatından çocuk ve gençlerimizi mahrum bırakmamalıyız.
Analoji (Benzetme) ve
Drama
İnsan, ömrünün hiçbir döneminde 3-6 yaş döneminde olduğu kadar aktif
değildir. Çocuk bu dönemde evrende eşi bulunmaz bir enerji ile doludur.
O sanki öğrenmek için doğmuştur. Dünya ise çocukların kendisini
öğrenmesi için varolmuştur. Işıkları, renkleri, taşları, suları,
tatları, kokuları, çeşitli canlı cansız varlıkları ile şaşırtıcı bir
güçle çocukları kendine çeker. Bu yüzden sağlıklı her çocuk, dünyanın
bir parçası olarak dünya ile bilinçle, istekle ilgilenir.
Fen eğitimi işte bu çekici ve şaşırtıcı zenginliğin eğitimidir. Bu
anlamda çocuğun nasıl suya, ekmeğe ihtiyacı varsa, bilimi öğrenmeye de o
denli ihtiyacı vardır. Bu çerçevede fen eğitimi, çocuğun gerçek ilgi ve
ihtiyaçları üzerine bina edilmiş, bu ilgi ve ihtiyaçları karşılayan
kolay, somut bir eğitimdir .
Bilimsel dil insanlar arasında iletişim kurmakta zorluklara sebep
olmakta, bu da öğretmenleri öğrencilere fen'i anlaşılır hale getirmek
için yeni metotlar bulmaya zorlamaktadır. Analojiler burada öğretmene ve
öğrenciye yardımcı olmaktadır. Çocukların kendi yarattıkları
benzetmeleri kullanmaları bilimsel olaylar hakkında fikir sahibi
olmalarına ve olaya kendilerine özgü bir açıklama getirmelerine yardımcı
olmaktadır. Burada önemli olan benzetmelerin öğretmen yada başka biri
tarafından çocuğa doğrudan sunulmamasıdır. Bunun sonucunda çocuk kendi
benzetmesini kendisi yaratarak, açıklamasını bunlara dayanarak yapmaya
çalışacaktır. Böylece çocuklar konu ile ilgili çok yönlü ve aktif
biçimde düşünmeye sevk edilmektedir. Bu şekilde çocukların
yaratıcılıkları da ortaya çıkmaktadır (Çağlar ve Şahin 1997).
Drama önemli bir öğrenme yoludur. Drama aracılığıyla olaylar ve
durumlarla bunların arasındaki bağlantılar kolayca öğrenilebilir. İyi
bir eğitim, çocukların kendilerine olan güvenini sağlamak, yaratıcılık
ruhunu geliştirmek ile eş anlamlıdır. Çocuk oyunlarından ve benzer
etkinliklerden yola çıkılarak gözlem yapma, doğaçlama, rol oynama,
dramatizasyon gibi tekniklerden yararlanılarak çeşitli yaşam durumlarını
canlandırma, onları yeniden yaratıp irdeleme, bu yaşam durumlarından
öğrenme sağlanır.
Drama sırasında çocuklar kendi duygularını yorumlayabilir, birlikte
çalışmayı öğrenebilir ve problemlere yaratıcı çözümler bulabilirler.
Eğitimdeki yeni yaklaşımlar, problem çözme sürecindeki aşamaları
gerçekleştirdiği ve eleştirisel düşünmeyi sağladığı dramayı önemli bir
araç olarak görmektedirler.
Eğitimde Dramanın Yararları :
Karmaşık olayları anlaşılır hale getirir.
Soyut ve teorik olay ve kavramların anlaşılmasına ve somutlaştırılmasına
yardım eder.
Öğrencilerin dikkat, konuşma, dinleme, anlatma, algılama ve yorumlama
gibi iletişim yeteneklerini geliştirir.
Öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirir.
Eleştirel düşünmeyi sağlar.
Öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimini sağlar.
Öğrencilerin problem çözme yeteneklerinin gelişmesini sağlar.
Bireylere kazandıkları, değiştirdikleri ya da düzelttikleri davranışlar
hakkında bilgi vererek gelişimlerini gösterir.
Bireylere önceden bildiklerini ve sonradan öğreneceklerini keşfetmeleri
için yardım eder.
Drama öğrencilerin zihinsel kapasitelerini artırır. Drama yoluyla
yaparak, yaşayarak öğrenme gerçekleşir.
Kavram geliştirmeyi sağlar. (Bolton 1985, Heatcoat and Herbert 1985).
Analojinin eğitimde etkin kullanılabilmesi öğretmenin önderliğinde
olmaktadır. Öğretmen analojiyi uygularken dramayı kullanması öğrencinin
konuyu daha iyi anlayabilmesini sağlayabilir. Böylece öğrencilerin
dikkatini yapılan analojiye daha kolay çekebilir. Bunun yanında
öğrencilerin kendi benzetmelerini yaratabilmeleri için onlara fırsat
vermelidirler.
HER DERSTE DRAMA...
Eğitim sisteminin içinde olanlar bilirler.En iyi öğrenme yaparak
yaşayarak öğrenmedir.Öğrenmelerin en etkili olması gereken yerler hiç
şüphesiz okullardır.Mutlaka okul yaşantımız içinde sevmediğimiz
(sevemediğimiz ) yada kendimize göre sebeplerle başarısız olduğumuz
dersler vardır.Hatta belki kimimiz için bu dersler bir kabus haline bile
gelmiştir. Oysaki o dönemlerde hangimiz istemezdik ki o bir türlü
sevemediğimiz dersi ve çok sıkıcı bulduğumuz konularını şöyle hiç
unutmayacak biçimde öğreniverseydik.
Bir tarih dersinde insanların ateşi yada tekerleği bulmadan önceki
yaşantıları yada bulduktan sonraki değişen hayatları ,yada bir coğrafya
dersinde önemli bir kara parçasının oluşumu,biyoloji dersindeki o çok
sıkıcı gelen sindirim sistemi konuları o dönemlerde hiç ilgimizi
çekmemiş bunları da o ezberci eğitim çarkı içinde bizlerde ezberleyip
belleğimizden bir çırpıda silip atmışızdır. Oysaki bu dersler ve
konuları o tazecik beyinlerimize dramayla birlikte sunulabilseydi eminim
her şey daha farklı olurdu. Okul sıralarından geçmiş olan herkes gibi o
dersleri özlemle anıyor ve o gün yaparak yaşayarak öğrendiğimiz
bilgileri hala daha hafızalarımızda saklıyor olurduk.
İşte drama burada da bir kez daha karşımıza çıkıyor. Dramayla yapılan
derslerde öğrenci yaparak yaşayarak öğreniyor ve tüm konunun özünü de
öğrenmiş oluyor.Bu yazımda dramanın öneminden, özelliğinden uzun uzun
bahsetmeyeceğim. Bu herkes tarafından zaten biliniyor.Artık kara tahta
üstündeki yazılanları ezberlemek yerine öğrenciler için tüm derslerde
dramayı kullanmak öğrenmeyi daha zevkli hale getirecektir. Öğrenci
sınıfta aktif olduğu içinde, öğrenmeye daha çok açık olacaktır.
Tarih dersinde öğrencilere ateşin bulunması ve önemini uzun uzun
anlatmak yerine, öğrencilere sınıf içinde ateşin önemiyle ilgili küçük
bir drama çalışması yaptırabilirsiniz. Onlardan oldukça ilkel bir
ortamda yemek yeme, barınma, avlanmalarını, yani kısaca günlük
yaşantılarını sürdürmelerini isteyebilirsiniz. Tabi ki bunlar ateşle
ilgili hiç bir araç gereç kullanmadan olacak. Öğrenciler çeşitli
fikirler üretip bunların avantaj ve dezavantajlarını yaşayacak ve ateşin
bulunduktan sonraki hayatlarını nasıl kolaylaştırdığını öğrenecekler.
Belki de önemsiz gibi görünen bu konunun aslında insanlık tarihi için ne
kadarda önemli bir adım olduğunu fark edeceklerdir.
Örnekler daha bir çok ders için tabi ki çoğaltılabilir. Önemli olan
dramaya öğrenciyi katarak öğrenmeyi onu kendi başına yapmasını
sağlamaktır. Ders işlerken sınıf içersinde bu çalışmalara ne kadar çok
yer verirseniz dersin o kadar daha zevkle hedeflerine ulaşmış olduğunu
görürsünüz.Öğretmenlik mesleğinin de bu şekilde daha da önem kazandığını
sizlerde yaparak yaşayarak öğrenmiş olursunuz.....
|
|